21 Ocak 2012 Cumartesi
Selim
“Ne olursa olsun beni sevmeye devam edecek misin?” diye sordu Dicle ama kurduğu cümleye kendisi inanamadı. Kendi kendine birey olamayan, kafası az çalışan ve liseyi bitirdiği günden sonra iyi bir evliliğe programlanmış kızlardan farksız hissetti o an kendini. ‘İyi’nin tarifi biraz değişmiş, zengin ve yakışıklı yerine eğitimli ve kibar bir erkekten yana kullanmıştı tercihini ama işte o karaktersiz soruyu sormuştu. Selim’se ciddi ciddi düşündü bu soru üzerine ve “Sadakatsizlik dışında her şeyine katlanırım herhalde” diye cevapladı. “Peki ya hiç çocuğum olmazsa?” Çalışmadığı yerden gelmişti soru, bir hafta çalışacaktı ama belli ki kız acil cevap istiyordu. “O nasıl soru öyle?” Vakit kazanmaya çalıştı ama nafile, Dicle kolay bir kadın değildi. “Benim çocuğum olmayacak Selim, doktor söyledi.” “Bilmiyorum” dedi Selim, “böyle şeyler yaşanmadan kestirilemez ki…” ama bir hafta kara kara düşünüp yaşamadan kestirmeye çalıştı. Bir hafta sonra Dicle’ye bir mektup yazdı daha doğrusu kısa bir not… elektronik yöntemlerle ulaştırdı artık eski olan sevgilisine: “İleride ne olur bilemem. Çocuk sahibi olmak elbette ilk evlendiğim gün isteyeceğim bir şey değil. Ama birkaç sene sonra ben de herkes gibi isterim bunu. Sen diyorsun ki ‘çocuğum olmayacak’. O zaman ne yapacağız? Hadi bugün mutluyuz ama o gün ayrılmak isteyeceğiz belki. O yüzden biz hiç uzatmayalım bu işi.”
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder