Sabah iki uçuş yapıyoruz Karsten ile. Akşama kadar bir daha uçamayacağım, zira Karsten tek kişilik bir planörün test uçuşları için bizi terk edecek. Sabahki iki uçuşta ne düşündü, beni nasıl buldu bilmiyorum. Akşam, yaşlı eğitmenlerden biriyle de iki uçuş yapıyorum. Birincisi çok kötü geçiyor, yaptığım her şeye bir kusur buluyor. Gerard’ın yorumu çok hoş oluyor; “Boş ver, sen solo uçarken yaptığın hiç bir şeyi göremeyecek.” İkinci uçuşu daha iyi buluyor ama Karsten geri döndüğünde, beni ona şikayet etmekten de geri durmuyor. Karsten bana hiçbir şey demiyor bu konuda. Karsten ile son bir uçuş için uzun süre bekliyorum pistte ama rüzgar ters döndüğü için mümkün olmuyor. Dünkü gibi motorlu planörle çıkabileceğimizi söyleyip beni bir an mutlu ediyor, o kadar… Akşam yemeği bir kutlama havasında geçince alkol de tüketiliyor ve bunun üstüne uçmak imkansız.
Saatler sonra, yatmaya yakın, Gerard ile şiir analizi yapmaktayız, Karsten yanımıza uğruyor. Yarın sabah ayrılacağım, vedalaşmalıyız. Bu arada adresini alsam hiç fena olmaz, ileride PIV konusunda ona danışmak isteyebilirim. Benim için bir e-posta adresi yeterliydi, ev adresinden telefon numarasına kadar, her bilgiyi verdi.
“Solo uçmana çok az kaldı. Sadece özgüvene ihtiyacın var.”
“Ben de istiyorum ama bu sefer çok kısa kalacağım için sağlık belgesi bile almamıştım.”
“Sağlık belgen yok mu? Neredeyse çok kötü bir şey yapacakmışım! Ben bu sabah sana solo uçuş yaptırmayı düşünüyordum.”
“Biliyorum! Ama o aşamaya gelseydik, uyarırdım zaten.”
“Senin için herkes ‘güvenli değil’ demişti ama ben inanmadım. Sadece kendine güvenmen gerekli! Uçabilirsin.”
Herkes kim? Benimle uçmuş sayısız eğitmen yok ki burada. Beni en iyi Bernd biliyor. Geldiğimiz gün Jose, İspanyol eğitmen burada idi, benden bahsetmeye vakti olmuş mudur ki? Yoksa Peter mi, defalarca buraya gelip de hala solo uçamadığımı gözlemleyen müdür? Başka kim var ki benim beceriksizliğimi değerlendirebilecek! Bernd! Bir daha senle uçarsam! Demek kendimi en özgür hissettiğim yerde şimdiye kadar bana güvenen kimse olmamış. Halbuki Karsten, bana benden bile fazla güvendi. Bu güven değil midir bir insandan başarı hikayeleri çıkartan hatta bazen kahraman yaratan. Belki kibirli insanlar sadece özgüvenleri ile başarı elde edebilirler. Halbuki kendine yeterince güvenmeyen bir insanı en çok yüreklendirecek şey, başkalarının ondan beklentileridir. Sırf, yarattığı intibayı boşa çıkarmamak uğruna didinebilir güvensiz kişi. Başarısızlığın mahcubiyetini göğüslemek, şu yirmi metre yükseklikteki köprüden suya atlamaktan daha zor gelebilir.
Ertesi sabah, Almanya’nın bütün istasyonlarını gezmek üzere ayrıldım ikinci evimden. Ne bir başarı öyküsü, ne bir hayal kırıklığı… Bana da güvenilebilirmiş, bunu gördüm. Karsten demişti ki, “Planörle uçmak insanın hayata bakışını değiştirir. Hatta kimisi, solo uçuştan sonra dünyayı yönetebileceğini zanneder.” Beni ise “Solo uçuş yapabilirsin” sözü bile değiştirdi; daha özgüvenli, daha atak, daha bağımsız olmam gerektiği fısıldandı durdu kulağıma. Yarım kalmış hikayeler defterime bir yarım sayfa daha ekledim, alınan ders ise tam: Korkma.