24 Mart 2011 Perşembe

Efsane-Bölüm 2

Kuyyu şehrin güneydoğusunda aradı adamı. Sultan’dan rüyayı ilk dinlediğinde ne hissettiyse ona göre hareket etti. Şehir merkezine göre pek karanlık olan bölgeye araba ile yaklaştı ama oraya girmeden terk etti arabayı ve yürümeye başladı. Bir köprünün altından sağa kıvrıldı ve yeşil, kırmızı, kahverengi sıralanmış müstakil evleri gördü. Caddenin tek tarafına dizilmişti evler. ‘Yeşil olan’ diye düşündü ama önüne çıkan ilk eve giremezdi, girmezdi. Hele böyle bir şey için, bu haksızlık olurdu. Hangi eve girse hak yerini bulacaktı ki… İlk üç evin yanında uzanan ağaçlardan sonra bu sefer aralıksız evlerin dizili olduğunu görünce biraz daha yürümeye karar verdi ve sağında sıralanan evlerden üçüncü yeşil olanın karşısında dimdik durdu ve bir devi süzer gibi süzdü evi. Kapıyı çalıverse, kim açardı? Tek başına içeri girmesi, o tuhaf isteği tek başınayken dile getirmesi doğru muydu? Doğru olması bir yana, Kuyyu bunu yapabilir miydi ki? O sırada evden bir kadın çıktı. Kıvırcık saçlı, yürümekte zorlanmaya başlamış, şişmanca ve çirkin giyinen bir kadındı. Elbisesinde şık bir şeyler görmeye çalıştı Kuyyu. Çiçekli bir kumaştan, dümdüz biçilip dikilmiş alelade bir elbiseydi. ‘Kumaşın çiçekleri cezp etmiştir kadını’ diye düşündü. ‘Hem üstündeki lacivert ceketin rengi de bu kumaşa uygun seçilmiş gibi.’ Ceket güzeldi güzel olmasına da, kadının gündelik kılığına hiç uygun değildi ki.
Kadın yürüyüp gittikten sonra saatlerce izledi Kuyyu boş evi. Elinde torbalarla kadın dönmeden hemen önce, evin oğlu sağ omzunda kitap dolu bir çanta ile yampiri yampiri yürüyerek geldi, çanta düşeyazarken kapıyı açıp girdi eve. Koltuklara sinmiş rutubet kokusu çarptı adeta Kuyyu’nun yüzüne. Eski evler hep aynı kokardı, eski arabaların da kendilerine has bir kokusu vardı. Kokunun mekanizması ne idi acaba? Neden hafızanın en kuvvetli duyusu, hafızası en kuvvetli duyu idi koku? Nefes almanın refleks olması ile alakalı olmalı. Ondine geldi aklına, Neptün’ün laneti; nefes alma refleksinin ortadan kalktığı lanet. Şimdi o da Sultan’ı lanetliyordu, hiç yalnız kalamayacaktı Sultan. Buna inanıyordu Kuyyu, adamı ikna edebileceğini biliyordu. Karısı çok üzülmeyecekti, oğlu gurur duyacaktı… bir an için çok iyimser, çok saf düşünüp bunları getirdi aklına. O sırada kadın da belirmişti köprünün altından çıkan yolda. Birazdan adam da gelirdi. Onun da eve girişini izleyip terk edecekti bu sokağı, bugünlük. Sultan’dan bir ekip isteyecek, resmi bir saray görevlisi olarak gelip konuşacaktı adamla.
Köprünün altından çıkan yolda bir adam belirdi. Dizlerini bükmeden yürüyormuş gibi, bir sağa bir sola meylederek ilerliyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder